PARAMEDYA

Operasyonsuz bankacılık risk mi?

Operasyonsuz bankacılık risk mi?

Usta bankacı Erol Taşdelen, bankaların  ardı ardına operasyon birimini kapattığı şu günlerde çok önemli bir konuyu ele aldı: Bankalarda personel kaynaklı operasyonel risk!

Bankalarda Operasyoel Risk !
Son günlerde dikkatinizi çekmiştir Bankalar Personel kaynaklı  Operasyonel riskler ile karşı karşıya kalmakta, bu tür haberler medyada daha fazla yer almaya başladı. Bazı bankaların Operasyonel Risk için ayırdıkları bütçe aşılmış durumda.  Bu durum karşısında, ister istemez neler oluyor, niçin oluyor sorularına cevap arama gereği duyuyoruz.
HERKES BANKACI OLABİLİR Mİ ?
Kesinlikle hayır. Bankacılık her insan tipine uygun bir iş değildir. Kişisel zaaflarınız olmaması lazım. Yeni başlayan bankacı arkadaşlarıma ilk verdiğim nasihat : “Parayı para olarak görme, gördüğün gün bu işi bırak !” şeklindedir. Yıllardır iş tecrübem bunun ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Bankacılık hizmet sektörüdür. Dolayısı ile iş insan odaklıdır. İnsanları sevmeyen biri bu işi yapamaz. İşi sadece “iş” olarak gören biri bankacılığı yapamaz. “İnsanlara yardım ediyorum, ülke ekonomisine yaptığım iş ile katkı sağlıyorum” mantığı ile çalışınca hem daha az yorulur, hem de motivasyon kaynağın bu olur. Bankacılık hayatımda ağırlıklı sanayi bölgelerinde çalıştım. En azından benim motivasyon kaynağım bu anlayışım idi. Verdiğim krediler ile makinalar alınıyor, fabrikalar kuruluyor insanlara ekmek kapısı açılıyor. Bundan daha güzel mutluluk ve motivasyon kaynağı olabilir mi? Yoksa bu kadar beceriksiz, liyakata uygun olmayan  yöneticilerin gayri insanı davranışlarına nasıl dayandık sanıyorsunuz ?
PERSONEL KAYNAKLI OPERASYONEL RİSK NEDEN KAYNAKLANIYOR
Peşin peşin söyleyelim her iş kolunda doğru işte çalışmayan yanlış insanlar olabilir. İşin özelliğinden kaynaklanan Bankacılıkta bu durumun faturası daha ağır olur. Performans sistemi ile uygulanan ve her sene alttaki % 10 personeli işten çıkaralım anlayışı sektöre oturunca buna paralel personel kaynaklı riskler de arttı. Bu nasıl oluyor :

  • 2008 kriz yılları kırılma yıllarıdır aynı zamanda. Bankacılık, insan faktörünün 2. Plana alındığı tamamen rakamların havada uçuştuğu yıllar da bu dönemde başladı. Kar hırsı o kadar arttı ki “Hedefleme Sistemine” geçildi. Geçmişte personelin bankaya yaptığı katkılar unutuldu, “hedef tuttu ise iyi tutmadı ise kötü personel” ayrımı yapıldı. Ve bunu sürekli yapman gerekiyor üstelik. Hedef tutmadığı aylar senden kötüsü yok. Yoksa 10-15 yıllık personellerin işten performansı düşük, hedefi tutturamıyor diye çıkarılmasını nasıl açıklayacağız. Açıklayamıyorlar zaten, işe iade davalarının hepsi çalışan lehine sonuçlanıyor bu nedenle. Hedefi tuttur nasıl olur ise olsun dediğinizde “iş etik kuralları” 2. Planda kalır. Bu ortamda yetişen personelin temiz kalması nasıl sağlanacak, bu yönde bir şey yapılıyor mu, kesinlikle hayır ! Her geçen yıl daha da kötüleşiyor ve sektörü tıkanma noktasına getiren cam kule kafeslerdeki abi / ablaların haberi yok.
  • Bir banka her sene rutin personel çıkarınca işten ayrılan bir şekilde dışarıda düzenini kuruyor öyle ya bankacı sayısı 200 binlerde dışarıda milyonlarca insan nasıl geçiniyor ise bankadan ayrılanlar da öyle geçinir, sorun değil. Sektörde bu % 10 personel çıkaralım anlayışını hararet ile savunan abi / ablaların görmediği ve bilmediği bir konu var : Bankada çalışmaya devam eden insanların psikolojisi ! Kimse bana mesai arkadaşının ( ki bir de başarılı olarak biliniyor ise ) işten çıkarılmasını gören bir insanın ertesi günler aynı performans ve sorunsuz çalışacağına ikna edemez. Çalışmaya devam eden insanlarda “ne zaman sıra bana gelecek” psikolojisi oluşur bu durum da çalışan mekanizmayı kitler ve çalışamaz hale getirir. Şu andaki banka sektöründeki en önemli sorun budur ve bu işten çıkararak verimliliği artıracağını sanan ( % 10’cu )  geri zekalıların eseridir. Eseriniz ile övünebilirsiniz !
  • Bankacılık sektöründe şu anda kimse emekli olmayı düşünemiyor. Kurumlara güven sıfır. Al sana personel kaynaklı risk için potansiyel oluşturan binlerce insan, hadi hayırlı olsun! Bu yöndeki risk bütçelerinizi artırın bence.
  • Bir bankacının neyi olur ki miras vs sayma : bir ev, bir araba. Bol bol gezme, çocuklarınızı okutma. Yöneticilerinizden, 5 yılda bir mal varlığı istiyorsunuz ya yaşam tarzlarına da bakın derim bence. Bazı müdürlerin adı % 5 – % 10 müdüre çıkmıştır. Neden acaba ? Bak ben “26 yıllık iş hayatından sonra hala konut kredisini ödediğim konut dışında başka varlığım yok” diyebiliyorum. Kaç yöneticiniz bunu diyebilir ?
  • Gelecek kaygısı yarattığınız ve kendini güvende hissetmeyen insanlara milyonlarca lirayı teslim edersen, insanlar niçin niyet bozup bankayı dolandırıyor diye de şaşırmayacaksın !

Listeyi uzatmak mümkün. Yıllarca bu sektörde bulunmuş biri olarak bazı insanların halini görüp acıyorum. Sektördeki  İK  kalitesi her geçen gün artmıyor. Sorun o kadar büyük ki işi “dijitalleştiriyoruz”  gibi şatafatlı kelimeler arkasına sığınıp, sektörü robotlaştırıyoruz diyorsunuz ama boşuna. Sektörü bitirdiniz. Bankacılık  Sektörünü düzeltmeniz için nerden mi başlayacaksınız :  cam kulelerdeki  “ROBOTLAŞMIŞ BEYİNLERİ İNSANLAŞTIRIN ” yeter.
 

Etiketler: erol taşdelenbankacı erol taşdelenbankalarda operasyonel riskparamedya
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Yazar hakkındaki bu bölüm hazırlanıyor.

Yazar hakkındaki bu bölüm hazırlanıyor

Facebook Yorumları