PARAMEDYA

Personelsiz Şubeler Türkiye için doğru mu ?

Personelsiz Şubeler Türkiye için doğru mu ?

Usta bankacı Erol Taşdelen, son günlerin modası personelsiz, müdürsüz şubeciliği yazdı.  Bankaların bu projesi ne kadar doğru ve başarılı olma şansı var mı?

Türkiye’de bankacılık farklı bir noktaya geldi. Bugünkü üst yöneticilerin hemen hemen hepsi “Copy / Paste” iş anlayışına dönüşüp bütün bankaların çalışma şeklini birbirine benzetti.
Karar alınmasında ne etkili oldu
Bunlara denildi ki, “EN YÜKSEK KARI” elde edeceksiniz. Hedef belli olunca yapılacak iki şey vardı. Birincisi, yöntemin etik olup olmadığına bakılmaksızın her türlü ürünü en yüksek gelir elde edecek şekilde satış yapıp geliri artırmak. İkincisi,  maliyetleri düşürmek. Önce, deli gibi “Satış Kampanyaları” düzenlendi. Dijital ( Direkt, İnternet, mobil telefon üzerinden ) satışlar ile birlikte satış kısmı başarılı şekilde tamamlandı. Sıra birinci kısma geldi yani maliyetleri düşürmek. Şu an o sürecin içindeyiz.
Personelsiz şubede süreç nasıl işledi
Bunun için nasılsa belli “müşteri dolgunluğa” ulaşıldı diye zamanında “1000 şubeden az olmaz” diye yola çıkmanlar şube sayısını azaltmaya başladı. Şube birleştirilmesinde birinci öncelik “müşteri kaybı yaşanmasın” şeklinde hedeflemeler yapıldı. Şube azalınca hali ile personel de azalmalıydı. Dedik ya maliyet azalmalı bunun için eski personelden başlandı. Eski personelin başlandı çünkü maliyeti fazla idi. Onlara göre bu işsizlik ortamında altı ayda karpuz yetişme ama personel yetişir. Yarı maaşa MİY’i de Müdür yaptın mı tamamdır, nasılsa “unvan” ile motive ederim anlayışı var. Plan tamamdır.  Bu da yetmedi Operasyon personelinden de kurtulmalı. Her personel kendi işini kendi yapsın anlayışı gelişti. Öyle ya yıllar önce maliyeti düşürmek için zaten merkezi operasyona geçilmiş bütün şubeler tek merkeze bağlanmıştı. Bazı bankalarda şubelerde operasyon komple kalkmış durumda. Pazarlamacılar kendi evraklarını kendi tarayıp operasyon merkezine gönderiyor. Çek – BTM gibi operasyon işlemleri de gişeye yüklenmiş durumda. Bugün Dijitalleşiyoruz, “Yeni Tip Bankacılık” şekline geçiyoruz denilen sistemde Pazarlamacılara da yer yok artık. Öyle ya müşterinin bütün veriler ellerinde. Sistem her şeyi hallediyor. BTM, İnternet, Mobil uygulamalarda müşteri zaten kendi işini kendi yapıyor. Hem vatandaşı çalıştır hem de para kazan iyi iş aslında. İş o kadar abartıldı ki Personelsiz Şube hayal edebilir hale geldiler.
Personelsiz Şube Türkiye’de işler mi ?
Dedik ya bu işi bilen kendini uzaylı gibi gösterebilen “Tekno Kafa” abiler / ablaların dünyasında tek bir şey yok : İNSAN. Ne yapıp edip personelden kurtulmalı. Sendika mı (?) en nefret ettikleri kelime. İnkar ediyorlar ama yasal olarak suç olmasına rağmen sendikadan  ayrılması için personele açık açık baskı bile yaptılar / yapıyorlar. Neyse o başka bir yazı konusu, konumuza dönelim, Yakında her 4-5 şubeye 1 müdür bakar ise şaşırmayalım. Anadolu’da her İl’e bir müdür yeter. Ona uygun unvan da bulurlar nasılsa. Süpervisor / Supervizor Müdürler yakındır.  Yeni sistemde MİY’ler gişeye oturmuş her işi yapan Süper-men ve Süper-woman moduna alınmışlar. Her işi yapıyorlar artık. Bu vizyon fışkıran abi / ablalar o kadar cahiller ki her işi GİŞE’ye yüklemeyi yeni diye savunabiliyorlar.  Yahu 1990’lı yıllarda böyleydi zaten. Gişe açar her işi yapardık. Sektörü getire getire ‘90’lara getirdiniz. Aferin size. Cahil dememe kızacaksınız biliyorum ama bir sonraki yazımda bunu size kanıtlayacağım ! Takip ederseniz cahilliğinizi öğrenme fırsatını da yakalarsınız.
Bir de krizler olmasa personelsiz sistem işler ama
İşler rutine bindiği zamanlarda personelsiz bu sistem tıkır tıkır işler de “kriz” döneminde çuvallıyor maalesef. Müşterinin doğum gününe, evlilik yıl dönümüne kadar her şeyi hatırlayıp mesaja boğan sistem, müşterinin gece depoyu boşaltıp kaçtığında çuvallıyor. Konkordato aldığında çuvallıyor. İflas Erteleme aldığında kısa devre yapıyor. Bunu ancak tecrübeli personel yakalayabilirdi o da çoktan işten çıkarılmıştı. Dost acı söyler :  Çok güvendikleri sistemsiz sistemlerinde “Erken Uyarı” sinyalleri çalışmamıştır, belirlenemeyen bir cisim Bankalara doğru yaklaşmaktadır. Bir tünele girilmiştir, tünelin ucunda bir ışık vardır ama gün ışığı mı karşıdan gelen trenin ışığı mı belli değildir. Hadi hayırlısı !

Etiketler: erol taşdelenbankacı erol taşdeleninsansız bankacılıkbanka personeli
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları