PARAMEDYA

Bankalar Krize Hazır mı?

Bankalar Krize Hazır mı?

Usta bankacı soruyor: Renkli renkli dergilerde bir eli cebinde özgüveni sağlam pozları veren Banka Genel Müdürleri bugün kü durumu öngörebildi mi? Ders niteliğinde bir yorum!

Sormaya sorgulamaya devam ediyoruz.
1991’de Bankada çalışmaya başladığımda, 1993 krizi ile karşılaştım.
İş hayatım nerde ise 10 yılda bir ciddi kriz dalgaları içinde geçti.  Ernest Mandel’in  “Uzun Dalgalar” teorisi olmasa, kriz yıllarını anlamam mümkün değildi.  
2008 krizini 1929 krizine benzettiğim için ciddiye aldım, bu yönde iş adamlarımıza konferanslar verdim, 1929 – 60 arasını kapsayan  kitap çıkarıp iş dünyasına dağıttım. Bugünkü durum ise iyi yönetilemez ise kötünün kötüsü olmaya aday.
Türkiye’de Bankalar Nasıl Çalıştı
Türkiye’nin temel ekonomik sorunlardan biri “düşük tasarruf” oranıdır. Enflasyonist, sürekli paranızın değer kaybettiği bir ortamda halkın tasarruf yapmasını beklemek gerçekçi olmaz. Bu durumda yurt içinden yeterince kaynak toplayamayan bankalar yurt dışı kaynak aramaya odaklandı. Sabit kur sisteminde bu sistem çok iyi işledi. Yurt dışından bankalar Sendikasyon kredilerini alıp yurt içinde TL’ye dönüp yüksek faizler ile şahıs ve firmalara verip yüksek yüksek karlar elde edildi. 2001 krizinde,  Bankacılık krizi ile birlikte piyasalar toz duman oldu 1 günde % 100 devalüasyon ile 600 TL olan USD 1.200 TL’ye sonra da 1.600 TL’ye yükseldi. Faizler  % 1000’leri geçti, Bankalar battı. Kemal Derviş kurtarıcı şövalye olarak Türkiye’ye gelip dış dünyanın şartlarını dayatıp, yeni  Para Politikasını sıcak para üzerine kurdu. Dış dünya konjonktürü de bunu destekleyince bugünlere kadar gelindi.
Bugün ne durumdayız ?
2018’e kadar bu politikadan vaz geçilmedi. Aynı sistem bugün de devam etmektedir.  2014’den başlayarak Yurt içi ve Yurt dışı konjonktür ters rüzgar başladı. Sendükasyon kredileri artık ucuz ve uzun vadeli bulmak kolay değil. Bu durum piyasada para sıkışıklığına neden oldu. Eski kredi dağıtma iştahı kalmadı. Bankalar önce faizi yükseltti. Sendikasyon kredisi için döviz almaları yeni para girişinin daralması ile birleşince devalüasyon kaçınılmaz oldu. Zaten Piyasa döviz talebini artıran İthal  İkamesi üzerine kurulu idi. Bu durumu daha da zorlaştırıyor. Serbest Kur sistemi gereği döviz artınca ithal ikamesi sanayi de maliyetleri artırıp Maliyet Enflasyonu kaçınılmaz oldu, 2018 Eylül sonunda Üretici Fiyat Enflasyonu  -  ÜFE  % 46 oldu. 
Bankalar gelen krizi niçin göremedi
Renkli renkli dergilerde bir eli cebinde özgüveni sağlam pozları veren Banka Genel Müdürleri bugünkü durumu öngörebildi mi :
Kesinlikle Hayır !
Para bol, ucuz ve uzun vadeli iken Banka yönetmek çok zor değildir. Sürekli yükselen rakamlar gözleri kamaştırdı. Bu tatlı rüyadan uyandıklarında iş işten geçmişti. O kadar çok kredi dağıtıldı ki gerçekleşen devalüasyon ile eski krediler zarar yazmaya başladı. Banka bu zararı çıkarmak için faizleri hızla artırdı. Mevduat ile Kredi faizlerin arasındaki makas Bankacılık tarihimizde hiç bu kadar fazla olmamıştır. Zararı kapamaya bu da yetmedi. Döviz çok hareketli diye dikkat edin Alım Satım arasında makası artırarak ek kar yaratmaya çalışıyorlar. O da yetmedi Rotatif BCH kredilerden bile komisyon almaya başladılar. Nerede ise her krediye sigorta yapmaya başladılar. Müşteriyi çok düşündüklerinden değil zararın kapatılması için. Strateji yoksunu yöneticiler, kendi beceriksizliklerini maskelemek için. Piyasadan kopuk, cam kule çocukları, faturayı vatandaş, esnaf, sanayiye yüklemeye çalışıyorlar.
Banka Yöneticileri Performansı Nasıl ?
Yıllardır düşük performans gösteriyor diye % 10 personelini kapıya koyan Banka Yöneticileri aldıkları ah( ! )’lardan mıdır  bilmiyorum ama bu günlerde kabus içinde yaşıyorlar. Banka Hisse değerleri kısa sürede eridi. Halen fatura ödeyen bir Genel Müdür ve GMY duymadık ama B-C Planlarını yaptıklarına eminim. Sahi bu Performans Değerlendirme Sistemleri sadece emekçi şubecilere mi uygulanıyor. Banka Genel Müdürlerin, GMY’lerin,  Grup Müdürlerin ve Bölge Müdürlerin Performansını ölçen bir sistem yok mu ? Göreceğiz ! Bugünkü tablo Başarılı ise devam !
Bankaların Kriz Stratejisi var mı ? Ne yapar ise ayağına sıkar
İçinde bulunduğumuz durum bankacılık açısından kolay yönetilecek bir durum değil. Ellerindeki kriz tecrübesi olan kadroyu kapı önüne koyan Banka Yönetimi şu an kriz tecrübesi olmayan yöneticiler ile sahada durumu nasıl yönetecek, göreceğiz !
•    Bankalar Kredileri durdurur ise piyasanın nakit akışını bozarlar. Krizi Bankacılık Krizine dönüştürür. Kendi sonlarını hazırlarlar. 
•    Müşterilerin en azından mevcut kredi limitler içinde faaliyetine devam etmesini sağlamalı.
•    Rotatif / BCH kredi teminatında bulunan çekler ile krediler kapatılıp, yeni kredi kullanıma izin verilmez ise vadeli çalışan piyasayı kitler.
    Firmaların gelen İhracat Bedellerine kredi kapatıp müşterinin kullanımına vermezler ise firmaların nakit akışını bozlarlar.
•    Bu günlerin modası, Konkordato kararı alanlarda bankaların suçu yok mu ?

Listeyi uzatmak mümkün.  Henüz zaman var iken ve içinde bulunduğumuz,  Döviz – Faiz – Enflasyon sarmalı içinde bu durumu düzeltecek kritik kurum Bankalardır. Bankalar bu mevcut durumu düzeltemez ve yönetemezler ise Cumhuriyet tarihinin en derin krizine hazırlıklı olalım ! Bankalar çalışma alışkanlıklarını yeni duruma göre güncelleyemezler ise Piyasa ile birlikte kendi sonlarını da hazırlarlar ki bu duruma düşmeyi bu ülkede yaşayan hiç kimse istemez. Gerçek Banka yöneticilerin “Yönetici” yönlerinin test edildiği günler içindeyiz. Bu dönem kendi kahramanlarını yaratacağı gibi beceriksiz kendini yönetici sanan cam kafes ağaların ve ağa yamaklarının da mesleki sonlarını getirecektir. Zira;  “kötü yöneticinin faturasının ağır olacağını” bazı kurumlar yaşayarak görecek.
Erol TAŞDELEN
tasdelen34@gmail.com

 

Etiketler: erol taşdelenbankacı erol taşdelenbanka
Erol TAŞDELEN
Erol TAŞDELEN

Erol Taşdelen, 1969 Niksar doğumlu. Siyaset Bilimci, Ekonomist, araştırmacı. İ.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi – Kamu Yönetimi Lisans ( 1990 ), İ.Ü. İktisat Fakültesi – Maliye Bölümü’nden “Bölgeler arası dengesizlik ve Türkiye” tezi ile Y. Lisansını ( 1993 ) tamamladı . Ayrıca
AÖF – “Sağlık Kurumları İşletmeciliği” – “Tarım” – “Turizm ve Otel İşletmeciliği” – “Yerel Yönetimler” bölümleri mezunu. 1991 yılında başladığı iş hayatında Yapı Kredi Bankası, Toprakbank, Kentbank, Finansbank ve Akbank’ta çalıştı.  Tekirdağ, Namık Kemal Üniversitesi’nde Konuk Öğretim Görevlisi olarak yıllarca, “Finans, Finansal Yatırım Araçları, Kamu – Özel Sektör İlişkileri, CRM, Makro Ekonomi” dersleri verdi..Piyasalar, Ekonomi, Kriz üzerine ağırlıklı sanayici iş adamlarına bilgilendirici konferanslar verdi. Amatör olarak ilgilendiği Hat ve Çini sanat eserleri ile karma sergiler açtı. Evli, Ada ve Ege adında ikiz çocukları var.

Facebook Yorumları