Yaz geldi bankacıların karın ağrısı tuttu. Tabii ki bu sızının adı izin. Gölge Müdür, bankacıların yıllık izin sorununu farklı bir dille kaleme aldı.
Ara vermek;
Hiç hoşlanmam ara verilmesinden aceleciyimdir, hemen başlasın hemen bitsin isterim, sinemada ara verildiğinde çok bozulurum ne olduğunu anlayana kadar…filmin devamının başlamasıyla büyük sorun çözülür.
Otobüs yolculuklarında uykulu gözlerle ıslak zemine bastığımda anlarım, ara verilmiştir. Hortumdan akan suyun şiddeti hiç azalmadan tekrar devam ederiz yola, ben bu arada otobüsü yıkayan adamla sohbet ederim, neden ara verildiğini o anlatır bana. Bense devam ettiğimiz için çok mutluyumdur. Ara verildiğindeki öfkem bitmiştir artık.
İzne çıkmam, sahiden izne çıkmam, sevmem ara vermeyi, izin dönüşü tekrar işe gelecek olmam beni mutsuz eder. Bana kalsa hafta sonu olmaz; neyse ki hiçbir şey bana kalmıyor.
İZİNSİZ BİR HAYAT
İş hayatımda izin kullanmadım, zaten izin vermediler hep cebe gitti izinlerim, bunlar benim cebim değildi patronun cebine gidiyordu yıllık izinlerim. Sonrasında hukuk var ya bana iade ettiler izinlerimi.
Hukuk olmasa ne olacaktı? Benim izinlerim yerine çalışıyor olmam,  hem çalışmam hem de izin hakkımın gaspı çifte hak yemek değil mi?
Hakkımı arayamadım,  iş hayatında hak aramanın iş hayatının sonlandırılması demek olduğunu bilecek tecrübedeydim. Yan komşum da benimle aynı bankada çalışırken onun izin alması benim alamamamı bir türlü evdekilere anlatamadım. Hep benim daha başarısız,  komşumun da daha başarılı olduğunu,  bu yüzden onun izinlerini kullandığını düşündü bütün apartmandakiler. 
Komşularımızla iki haftalık bir tura katılacaktık benimle aynı bankada çalışan aile dahil 3 aile tura katıldı ve bir sene bu tatili anlattılar. Eşime anlatamadım kurumsal bir yerde işlerin kurumsal yürümediğini. Başarısız olmanın bedeli yüzünden benim sadece bir hafta izin aldığımı anlattı bir yıl boyunca. Yazları sevmez oldum artık yaz tatilleri yüzünden.
NASIL BİR ÖDÜL Kİ!
O yaz bizim İK çalışanları en başarılı İK’cı ödülünü aldılar basında fotoğrafları vardı. Ben bir yandan işe gidiyordum diğer yandan İK’cı ödülünü okuyordum. Kurumsal bir firmada İK’da çalışmanın ne büyük şans olduğunu düşünürken otobüsüm bir durakta daha durmuştu ara vermek sinirlerimi bozuyordu.
İK’ya sinirlenmenin işimden olmam demek olduğunu çok iyi biliyordum, bu yüzden belediye otobüs şoförüne ve binen yolculara sinir olmuştum ara vermemizin sebepleriydi onlar.
İzine çıkaramayacak kadar önemli bir işiniz olması, sizi hayatta da çok önemli yapıyor sanmayın, sizi kimse umursamıyor. Sadece hakkınız hukuka kalıyor. 
Bazı bankalar bunu dert ettiğinden dolayı izin kullanmayan çalışan kalmasın diye gerçek çaba veriyor, bazı bankalarda bunu konuşmak bile işinizden ediyor.
ÇOK YORULDUM
Benim için hava hoş,  ben zaten ara vermeyi sevmem, dedim ya bana kalsa hafta sonu olmaz, ama bana bırakmıyorlar. Uluslararası kuralları var çalışmamın emek sermaye ilişkisinin.
Ara vermem lazım çok terledim, yazın çalışmak zor oluyor inanın…