Bankacılar öyle bir noktaya geldi ki, ruh sağlığını kaybetti. Bankalar için en iyi çözüm, bankacıları robotlaştıracak bir hap üretip çalışanlarına yutturmak olacaktır. 
Artık içinde olmadığım Bankacılık sektörüne dışarıdan bakabilen biri olarak üst yönetimlere, karlılıklarını arttıracak, yönetsel ve insan kaynakları tarafındaki bir çok sorunu kökünden çözecek son derece yaratıcı ve inovatif bazı öneriler getirmek istiyorum. Biliyorum ki onlar da dayanamayıp okuyorlar yazılarımı.
Bari bir faydam olsun.
Teknolojik yatırımları çok seven Bankaların bundan sonraki hedefinde insansı robotlar satın almak vardır sanırım. Ama ne yazık ki bu robotları geliştirme ve seri imalata geçme süreci biraz daha Zaman alacağından bu yatırımlar kısa vadede gerçekleşmeyecek. Bu durumda geçici bir çözüm olarak insanları robotlaştırmayı öneriyorum.
Evet bu yolda da çok mesafe katedildi üst yönetimler ve İK’lar tarafından ama hala gidilecek yol var bence. Ne kadar uğraşılsa da bu “insan” malzemesi ile çalışmak, iş yapmak kolay değil.
Eline tableti, Telefonu da versen, her türlü bilgiyi belgeyi bilgisayarlara da yüklesen, 24 saat takip de etsen istenilen performansı bir türlü tutturamıyorlar .
Malzeme hassas çünkü. Kimi kırılıyor , kimi bozuluyor . Tükeneni var, yıkılanı var, kendini kaybedip yok olanı var. Çelik gibi sağlam sinirlere, lastik gibi esnek bir karaktere sahip olmalı oysa Bankacı dediğin.
Tüm bunlara kesin çözüm bu insanları tamamen robotlaştıracak dijital bir hap yutturmak olabilir bence. Hapı yutan bankacı duygularından tamamen arınmış olarak yüklenen programa uygun hareket edebilir. Annelik, babalık gibi içgüdülerine teslim olmaz, gurur yapmaz, strese girmez, umutsuzluğa düşmez, gelecek endişesi taşımaz, hak aramaz, hataları sorgulamaz.. Gel deyince gelir, git deyince gider mesela.  “Neden ?”  sorusunu hiç ama hiç sormaz. Yalnız bu dijital hapa bazı ek programlar yüklemek gerekebilir . Kapıdan kovulunca bacadan girme programı, kredisi onaylanmayan itibarlı müşteriye tek ayak üzerinde kırk yalan söyleme programı, mevduatını başka bankaya taşımak isteyen müşteri karşısında kırk takla atma programı , performans görüşmelerinde sorulan her soruya tam istendiği şekilde cevap verme programı gibi programlar mutlaka olmalıdır örneğin. Emekli olunca keçi çiftliği kurma, şarap üretimi yapma, küçük bir pansiyon açma gibi Bankacıların olmazsa olmazı geyik programları da yüklenirse, hapı yutmuş da olsa insanmış gibi muhabbet bile edebilir.  Yüklenen programda bu hayalleri gerçekleştirme fonksiyonu  olmasa iyi olur tabii .
 
Bu yatırımın diğer bir iyi bir tarafı da hapı yutan bankacıyı,  İşi bitince fişini çekip, bir köşede çürümeye terk etsen de ruhunun duymayacak olmasıdır .
 
Bu dijital haplardan en az renk satın almalısınız yalnız. Etkisi aynı olsa da biri kırmızı, biri mavi olsun mesela. Maksat insanlar kendilerine seçenek sunulduğunu ve seçimi kendisinin yaptığını sansın. Hapı yutacak olan çalışanlardan ” Kendi özgür iradem ile hapı yutuyorum.” beyanı ve altına ıslak imzası alınsın ki hukuki sorunlarla karşılaşılmasın sonra. Yazının üstüne “hapın her türlü yan etkisini kabul ediyorum.” şerhinin düşülmesi de unutulmasın. “Sendika” kod adlı virüs programları sisteme girip tehlike yaratabileceğinden mutlaka virüs koruma programı da yüklensin ki yarın öbür gün ” robot haklarımızı isteriz” diye diye sistem çökmesin. Yeni bir masraf çıkarmasın.
 
Gelecekte batma riski olan kredilere ” Hayır” deme programı, Mahkemelere yolu düşerse Bankanın çıkarına olan ifadeyi verme programı , yemin bile etmiş olsa Banka lehine şahitlik etme programları da yüklenirse olası zararlar, temerrütler, tazminatlar belki biraz olsun engellenebilir.
 
Üstelik bu yatırım insan kaynakları yatırımı olarak değil ” teknoloji ” yatırımı olarak lanse edilip bol bol reklamı bile yapılabilir .
 
Ne dersiniz ? Sürdürülebilir başarınız ve yüksek yüksek hedefleriniz için , insanlıktan kısmen çıkardığınız Bankacılara bu son hapı yutturmaya var mısınız?
 
Hanife Serter