Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Aras, bankada  yunanistan döneminin bu hafta bitip, Katarlı ana hissedar döneminin başlayacağını açıkladı. 
Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Aras, Bloomberg HT’de Arzu Maliki’nin sorularını yanıtladı.
Ömer Aras bankanın Katarlılar7a geçiş süreci dahil olamak üzeri bir çok soruya yanıt verdi. İşte o ropörtaj:
sorularını yanıtladı.
-Finansbank’ın Katarlılara devri ne durumda?
Bu işlemin de sonuna geldik. NBG daha evvelki hissedarımız 10 yıldır bankanın ana hissedarı. Aralık ayında yaptıkları açıklamayla Quatar National Bank’a sattıklarını açıklamışlardı. İzinler baya bir zaman aldı ve 6 aylık dönem dolmak üzere önümüzdeki hafta bu iş sonlanacak ve QNB ana hissedarımız olarak devam edeceğiz.
-FED ve ECB Politikaları finansal piyasalara etkisi?
Dünyada bir büyüme sıkıntısı var ve ekonomik hareketlilikte bir azalma yaşanıyor gerek emtia gerek ticaret ve petrolde de. FED’in faiz artırım süreci bir ertelemeye gitti bu da gelişmekte olan piyasaları ve Türkiye’ye de nefes aldırdı diyebiliriz. Çünkü Amerika’da faizlerin yükseldiği durumda fon akışlarının oraya doğru olacağı beklentisi var. Avrupa Merkez Bankası’nın negatif faize geçmesi, Japonya’nın negatif faize geçmesi, tüm bunlar gelişmekte olan piyasalara bir süre daha bir likidite girmesini sağladı ve bu nedenle yılbaşından beri aşağı yukarı Mart’a kadar olan hareketlilik daha olumlu bir havaya dönüştü. Mart ve Nisan ayları oldukça iyi geçti. Önümüzdeki dönem bu devam ettiği takdirde daha stabil daha oynaklığı az olan bir piyasa görebiliriz. Tabi iç dinamiklerde etkili ama gördük ki asıl ekonomi piyasalarını etkileyen dış etkenler(ECB ve FED) kararları. Önümüzdeki dönemde de daha rahat bir dönem bizi bekliyor FED’in faiz artırımını ertelemesiyle beraber.
-Sanayi sektörüne bankaların desteği yetersiz mi? İstenilen düzeyde kredi sağlanıyor mu?
Yüksek faizle kredi verme düşüncesi gerçekleri yansıtmıyor. Önemli olan sanayi kuruluşlarının kendilerini nasıl finanse ettikleri ve hangi döviz cinsinden borçlandıkları. Birçok sanayi kuruluşu yatırımlarını yabancı para cinsinden borçlanarak yapıyor ve devalüasyonun hızlı gittiği dönemlerde de finansman masraflarında bir artış gözlemleniyor. Yoksa bankaların kredi hacimlerine baktığınız zaman çok ciddi bir büyüme yok. Faizlerde ise yükselme yok bilakis aşağı doğru bir düşüş yaşadık geçtiğimiz dönemde. Bu borçlanmadaki döviz kompozisyonu buradaki ana faktörlerden bir tanesi. Tabi genel olarak satışların da artmaması kar marjlarının da düşüyor olması da buna katkısı oluyordur mutlaka. Bankacılık sektörü vermiş olduğu kredileri artık belli bir doyum noktasına gelmiş vaziyette. Artık bundan sonra daha büyük kredi verme konusunda biraz zorlanabilir sektör olarak çünkü sermaye yeterlilik rasyoları belli bir seviyeye geldi. Bir miktar daha sermaye gücü var bankaların fakat aşağıya doğru iniyor. Bu bizim tahminimiz, 2017 senesinde sonuna doğru limitlere gelecek. Bu bankaların mevduatlara göre vermiş oldukları krediler %120 seviyesinde. Aradaki farkı da dış borçlanmayla fonluyorlar. Bunun da belli bir limiti var. Esas Türkiye’nin sağlıklı büyüyebilmesi için tasarrufların artması ve buradan da kendi iç finansman imkanlarını artırabilmesi gerekiyor. Böyle önemli bir noktaya gelmiş ekonomi.
 -Bankaların öz kaynak karlılığı düşüşte, önümüzdeki dönemi nasıl görüyorsunuz, bu devam edecek mi?
Bu oldukça sert bir düşüş ve bu borsadaki değerlere de yansıdı. Bugün bankaların borsadaki değerlerine bakarsanız defter değerinin altına inmiş vaziyette averaj olarak bakıldığında. Bunun sebeplerinden bir tanesi de aşırı getirilen regülasyonlar. Bu regülasyonlarda bir ince ayar yapılması gerekiyor. Ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki sanayi şirketleri ve bankalar diye bakarsanız, sanayi şirketlerinin değerleri bankalardan daha yüksek şu anda, karlılıkları da daha yüksek.
-Merkez Bankası faiz politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bunu yapmasının ana nedeni dünyadaki volatilite. Bu volatilite son dönemde biraz daha stabil hale geldiği için. MB koridoru daraltma yoluna gitti. Bant öngörüldüğü gibi 8 civarında stabilize olabilir ama bunların tamamı global piyasalardaki duruma bağlı şayet burada bir belirsizlik ortamı olduğu takdirde bırakın. Daraltmayı tekrar açmak zorunda da kalabilir ama şu anda trend daraltmayı tekrar açmak zorunda da kalabilir ama şu anda trend daraltılma yolunda ve bunun da sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Haziran sonunda da bir indirim gelebilir.
-İndirim kredi faizlerine pek yansımıyor?
Olması gereken mevduat faizlerinin aşağı inmesi. Esas fon mevduat ama bu konuda da çok büyük bir rekabet var. Çünkü sistem biraz doyum noktasında. Yani bankalar faizleri indirmiyor, buradan kendilerine menfaat sağlıyor gibi bir durum aslında doğru olmuyor.
-Kredi artış hızı düşüyor, bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?
İlk çeyrekte de yavaştı. Büyümeyi yakalamak için kredilerin büyümesinde de bir hızlanma olması gerekir. Tahmin ediyorum 2. yarıda daha iyi bir kredi performansı görebiliriz. %5 büyümemiz gerekiyor ve bunun içinde %15 kredi büyümesi gerekiyor. Tüzel kişilere yönelik KOBİ kredilerinde artış var.
-Finansbank özelinde kredi dağılımı, performansı nasıl?
Biz regülasyonlardan dolayı KOBİ kredilerine ağırlık verdik. Bireylere verdiğimiz krediler %38 seviyesinde, % 62’si ise kurumlara verilmiş krediler. Finansbank’ın önümüzdeki dönemde de yine KOBİ kredi ağırlıklı büyümesi, ticari ve proje finansmanı kredilerinde büyümesini öngörüyoruz.
-Turizm sektörü sıkıntıda, bankacılık sektörü buna nasıl destek olabilir?
Mutlaka bankaların destek olması, vadeleri uzatmaları gerekiyor. Limitasyonlarında şu kadar karşılık ver falan bunların da esnetilmesi gerekiyor.