Bir banka yöneticisinin “Bankalar çok mu kar ediyor” sorusuna kendi blogunda yanıt araması ve verdiği yanıtlar tartışma konusu oldu. Peki Bankalar çok mu kar edilyor? Bankacı gözü ile işte bu sorunun yanıtı:
Özhan Orge genç bir banka yöneticisi.
Yabancı sermayeli bir bankanın işletme bankacılığında. Özhan Örge, geçtiğimiz günlerde kendi blogunda  bankalar ile ilgili bir görüşünü paylaştı. 
Bankalar çok mu kar ediyor başlıklı yazısında bankacılık sektörüne farklı bir bakış açısı da sergiliyor. Özhan Orge’ye göre bankalar  çok kar etmiyor ve aldıkları ücretler son derece normal. İşte Orge’nin tartışma konusu olan o blog yazısı:
-Ben bir bankada çalışıyorum ve 15 yıldan uzun süredir de çeşitli bankalarda görev aldım. Tabi ki bankaların fiyatlama, ürünler ve uygulamalar konusunda eleştirilmesi gereken yönleri var ancak bunun son yıllarda fazlasıyla abartıldığını düşünüyorum
-Mesela “Hesap İşletim Ücreti” konusu. Asıl sorun bence adında J Adı bu olunca insanlar da doğal olarak “kardeşim, benim hesabımın nesini işletiyorsun?” diye soruyorlar. Bunun adı “Bankanın yaptığı müthiş yatırımlardan yararlanma ücreti” olmalı. Ne var bu müthiş yatırımların içinde? 
GEREKÇELER:
-Bankalar, internet şubelerini, mobil şubelerini, ATM’lerini 365 gün, 24 saat prensibi ile ayakta tutmak için milyarlarca liralık teknolojik altyapı yatırımı yapıyorlar. 
-Bizler son kullanıcı olarak dünyanın neresine gidersek gidelim kredi kartımız ve banka kartımızla hesabımıza erişip dünyanın tüm ATM’lerinden paramızı çekiyoruz. Yani, bankalar bu bilgiyi sağlamak için dünyanın bilgi ağına girmek üzere çok büyük yatırımlar yapıyorlar. 
-Türkiye’nin her köşesinde şube ve ATM kuruyorlar. Evimizin 500m civarında bir ATM veya şube yoksa, bankalar “yetersiz” damgasını yiyor.
-Bankalar her şubede en az 7-8 kişi istihdam ediyor. Sadece istihdam etmekle de kalmıyor, yüksek kiralar veriyor, şube içlerini yüzbinlerce lira vererek döşüyor, o şubelere ciddi teknolojik altyapı yatırımı yapıyor
-Bankalar, tüm müşteriler ve tüm çalışanlar, banka sistemine eriştiklerinde anlık, doğru veriye ulaşabilsinler diye ciddi veri depoları oluşturmakla kalmıyor; bu verileri doğal afet, terörizm, yangın vb. risklere karşı korumak için bir kaç farklı yerde daha depoluyorlar. 
-Paranızı sanal saldırılara karşı korumak için veri güvenliği konusunda miyonlarca lira para ve inanamayacağınız düzeyde zaman harcıyorlar. Paranızı fiili saldıralara karşı korumak için de bir koruma ordusu çalıştırıyorlar
Ve biz, bunlar için hiç para vermek istemiyoruz. Bunları veri olarak kabul ediyoruz ama bunlar ciddi yatırımlar ve ciddi maliyetler. 
Kredi kartı ücretleri de aynı şekilde yanlış anlaşılan kalemlerden biri. 
-Alışverişinizi kart ile yapıp 40 gün boyunca paranızı harcamadan değerlendirip, 40. gün sonunda değerlenen paranız ile hiç faiz ödemeden sadece anapara ödemenizi sağlıyor kredi kartları
-Türkiye gibi birikim sorunu olan ülkelerde, vade farksız taksit yaparak, insanların ihtiyaçlarına zorlanmadan erişmesini sağlıyor kredi kartları
-Dünyanın her yerinde, hiç bir sorun yaşamadan alışveriş yapmanızı sağlıyor. 
-Havaalanlarında, restoranlarda, barlarda, otoparklarda sizin için anlaşmalar yapıp indirimler, hediyeler veriyor kredi kartları. 
Ve biz, yine bu hizmetler için para vermek istemiyoruz çünkü bunları da veri olarak kabul ediyoruz. 
ŞEHİR EFSANESİ

-Bir diğer şehir efsanesi de Bankaların çok kar ediyor olması. Evet bir şirketin / bankanın 3-5 milyar TL kar etmesi, biz sıradan insanlar için inanılması güç ama sermaye karlılığı diye baktığımızda bu rakamlar düşük kalıyor. Nasıl mı? Bankaların sermaye karlılığı 10%’un altına inmiş durumda. Yani, sermayedarlar onbinlerce kişi çalıştırmak, milyarlarca TL riske girmek, verdikleri kredilerin peşine düşmek gibi meşakkatli işlerle uğraşmak yerine taş atmadan, kollarını yormadan, bu parayı mevduat olarak değerlendirseler, kazandıklarının en az 25% daha fazlasını kazanırlar.

Dolayısıyla, bankalar, sermayelerine oranla az para kazanıyorlar. Bu da bankaların büyümesini ve dolayısıyla ekonomiye ve büyümeye daha az katkı vermelerini sağlıyor (Sermaye yeterlilik rasyosu vs ile ilgili detaylara girmeyeceğim)
Ben bunları niye yazıyorum? Öncelikle, bu sektörde yıllardır çalışıyorum, dolayısıyla bu sektörün sağlıklı bir şekilde büyümeye devam etmesi benim için de önemli. İkincisi, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyoruz ve fikirlerimiz çoğu zaman da tek taraflı oluyor. Dolayısıyla çok sınırlı sayıda insana ulaşacak bile olsam madalyonun öbür yüzünü de göstermek istedim.
Facebook

OZHAN ORGE’NİN BLOGU İÇİN TIKLAYIN!