Veznedar’dan harika bir bankacılık özeleştirisi.  Her bankacı bu yazıda kendini bulacak! Özellikle sat-sat diye tuturan yöneticiler..
Son bir haftadır dilime hep bir kelime takılıyor.
Bankacılık ile ilgili konu ne olursa olsun, konu nereye bağlanırsa bağlansın hep o kelimeyi tekrar eder bir halde buluyorum kendimi…
Bu kelime ne mi?
Tabi ki ‘KARA DÜZEN’
 Evet  sanırım bu kelime bankacılık ile iyi örtüşüyor ve o yüzden kullanmayı seviyorum.
Belki siz ,yeni sistem ,değişen bankacılık ,’sistem böyle ne yapalım’ diyerek bankacılığı anlatıyorsunuz ama bana uygun kelime sanırım bu:
’ KARA DÜZEN’
Geçen hafta Remzi Özdemir’in’ kobiler batıyor ‘başlıklı yazısını okudum.
Sadece kobi değil bireysel müşteri yani tüm insanlık batıyor, borç gırtlakta, insanların nefes almaları bile artık mucize değil mi?
Eminim günlük en az 10 kkb bakıyorsunuzdur.
Müşterilerin borçlanmalarını görüyorsunuz ve kendinize şu soruyu soruyor musunuz:
Bu adam nasıl hala ayakta!
Ve hala bu müşteriyle karşı karşıya gelerek krediyi konuşabiliyoruz?
Arada bir ya da bilemedin iki tane düzenli ödeme performansı gördüğümüz  kkb’ ye rastlıyor ve mutlu oluyor musunuz benim gibi?
Peki bu müşterileri kim bu hale getirdi?
Yaşanılan dünya yada ülkemiz konjönktürü dışında bankalar olarak bizim etkimiz de yok mu?
Bize de pay düşmeyecek mi?
TC ‘ni yaz, kısa mesaj gönder ,sms ile kredi verelim ,  atm ye kartını sok kredi düşünür müsün’ diye soralım.
Banka olarak müşteriye msj atalım 5000 tl hazır, ya da  150.000 tl ticari kredin hazır ,internet bankacılığını aç ‘peki şimdi 5000 tl ister misin’? diye soralım
Yetmedi tabii, bir de çağrı merkezinden aratalım kredi ister misin diye sorsunlar, ama daha yetmedi şubemiz  personeli de arasın sorsun peki ister misiniz siz bu krediyi?
Müşterinin ayağına biraz da biz sıkmadık mı?
Bile bile hedef tutsun diye o krediyi dönmeme ihtimalini riskini alarak kullandırmadık mı?
Yetmedi tamam yenisini vermeyelim gel tüm borçlarını toparlayalım rahat rahat öde diyerek faiz yükünü dosya ve sigorta maliyetini üzerine koymadık mı ?
Müşterileriniz, 3000 tl geliri var iken kredi kartı ve krediler ile 10.000 tl yaşam standardında yaşamaya başlamadı mı?
Ya da bir kobi’ye kredi verirken gerçek olmayan ya da gerçeği yansıtmayan matrahına, yada blançosuna kârına bakarak sadece beyana dayanan ‘müşterinin ben öderim ’ yada ‘sen ödersin zorlamaz’ cümlesi ile krediyi vermedik mi ?
Ya da işyerinde stoğunun değerini bile sormadan , kredinin kullanım amacını bile sormadan ,kazancını hesaplamadan, incelemeden ödeyebilir mi diye hiç düşünmeden 10 katı borçlandırmadık mı?
Sadece ver hedef tutsun baskı var düşüncesiyle ilerlemedik mi?
Sen o krediyi vermezsen diğer üç bankada bu müşterilerin hazır kredisi yok mu?
Tabi ki hazır çünkü rekabet kapıda ,rekabet sahada….
Ya da skorlama  eşikleri daha fazla kredilendirmek amacıyla bankamız yönetimi tarafından bile bile düşürülmedi mi?
 Ya da firmaların fiili faaliyet akışı ne kadarınız tarafından kontrol edildi? Ne kadarınız müşteri istihbaratı yaptı?
Hepimiz ver-geç mantığı ile ilerlemiyor muyuz ?
Cevap belli hedef var bir de baskı var değil mi?
Konut alacağım ya da işyeri alacağım diye gelen müşteriye zamanında menkul değerinin tamamını kullandırmaya çalışmadık mı?
Bir konutu var iken ikinciyi aldırtmadık mı?
Gelecek 10 yılının gelirine göz koymadık mı? Gelirinin üstünde kullanmaları için lüks arabalara hemen kredi vermedik mi?
Şimdi ne mi oldu işte herkes batıyor…
Bizler ise verdiğimiz kredilerin üstüne bir bardak su içiyoruz.
Benim içtiğim su gerçi 2 sürahiyi geçti…
Umarım damacana olmaz…
Kim batırdı bu adamları işte yine o kelime aklıma geldi ‘KARA DÜZEN’
HADİ İŞİNİZE BAKIN ..
Yarın 3 adet tüketici kredisi, 5 tane hacimli ticari kredi hedefi var onu düşünün….
Ama dikkatli olun para bankanın parası dün ver diyenler yarın neden batırdın diye hesabını sorarlar…
Bana çok sordular bu soruyu, ama benim cevabım hazır ‘KARA DÜZEN’
Facebook