Kart ve sigorta satışından sonra bankalar personeline müşteri ziyareti hedefi de vermeye başladılar. Bazı bankalar günde en az iki derken, bazıları ise işi iyice abartarak bu sayıyı 12’ye kadar çıkarttı.  Vatandaşlar artık bankacılardan kaçmaya başladı.
 
İstanbul Eminönü’nde bir baharatçının kapısında  A4 kağıdına yazılmış bir not Türkiye’de bankacılık sektörünün ne hale geldiğini en güzel anlatan bir örnek oldu.
Bankacı arkadaşlar lütfen artık gelmeyin! Pos ve kredi istemiyorum LÜTFEN!”
Bu sözler insana bazı dükkanların kapısına asılan “dilenci ve satıcı giremez”yazısını hatırlatıyor.  Daralan Pazar  bankaları personeline sokakta satış yap baskısı yaptırmasına neden oldu. Ancak bu baskı artık öyle bir hal aldı ki, çarşıdaki esnaf ve iş yeri sahipleri rahatsız olmaya başladı.
HASTASINI KOVAN DOKTOR
Bir süre önce İstanbul’da  yaşanan bir başka olayda ise ünlü bir hastanenin doktoru bankacı hastasını pazarlama yapmaya geldiğini düşünerek kovmuştu.
Bir çocuk annesi bankacı bayan rahatsızlığı nedeniyle öğle arası İstanbul’un büyük hastanelerinden birinden randevu alır.
Hastane çıkışı müşteri ziyaretine gideceğinden elinde dosyaları vardır.
Sırası gelip doktorun odasının kapısını araladığında doktor öfkeyle tepki gösterir:
“Bankacı mısın!” genç kadın “evet” diyince doktorun tepkisi daha da büyür.
“Lütfen odayı terk et! Artık bankacı istemiyorum” diyerek kadını kovar.
Kadın, iş için değil muayene olmak için geldiğini ifade edince doktor  yaptığından, genç kadın ise yaptığı işten utanır.
Evet! Bir insanın yaptığı işten utanır hale gelmesi ne acı!
Yabancıya peşkeş çekilen ve o yabancının cebini doldurmak için çalışma şartları her geçen gün daha da ağırlaştırılan bankacılık sektörü… Bir dönemin en saygın işleri arasında yer alırdı bankacılık sektörü.
Oysa şimdi her gün bir yenisi başlatılan abuk subuk kampanyaları pazarlamak için hedef manyağı yapılan sektör çalışanları insan olarak gittikleri doktordan bile kovulur hale geldiler.
Bankacı hastasını “bankacı” sandığı için kovan doktor da kendine göre haklı.
Her gün en az 10 bankacı kapısını çalıyor.
Doktorlara özel kredi”, “Doktor kredi kartı”, “Doktor Pos Makinesi”, “Doktor tatil kredisi” ve daha onlarcası.
Masa başında hazırlanıp, “git bundan 100 tane sat” denilen abuk subuk kampanyalar.

SOKAK BANKACILIĞI MI?
Bankalar son dönemde sokak satışı işini iyice abartmaya başladılar. Artık şubelerde personelin oturmasını istemiyorlar. Bazı bankalar personeline günde 2 müşteri ziyareti şartı koşarken, yine yabancı bir banka bireysel pazarlama elemanlarını farklı bir statüye geçirerek sokakta pazarlama yaptırmaya ve günde 12 ziyaret yapmayı zorunlu hale getirdi.
SOKAKTA NE VAR?
Banka üst düzey yöneticileri daralan pazara çare olarak sokakları görüyorlar. Ancak finans uzmanları, Türkiye’de pazarın iyice daraldığını bankaların artık anlaması gerektiğini ve satış stratejilerini kaliteli satışa dönüştürmeleri gerektiğini söylüyorlar. Baskıların satış kalitesini de düşürdüğünü dikkat çeken uzmanlar, “bu iş böyle gitmez. Bankalar artık o bol satış döneminin bittiğini anlamaları gerekiyor”diyorlar.
 
Facebook