Dövizin ateşi düşmüyor. Herkes aynı soruya yanıt arıyor: Döviz daha artar mı? Tüm bu sorulara Sadi Hoca yanıt verdi.
Herhalde son günlerde en fazla yanıtlanması istenen soru, “Kurlar daha da artacak mı?” sorusudur.

Geçen günlerde bir arkadaşımla konuşuyoruz. Konu aynı: “Döviz daha artar mı?”

Yanıtlanması çok zor bir soru. Kimsenin elinde dövizin geleceğinin ne olacağına ilişkin sağlam bir model yok. Bir çok varsayım altında trend konusunda tahminler var.

Arkadaşım sordu: “Tamam, dünyada dolar likiditesi artmıyor ama Türkiye’den de çok ciddi bir çıkış görünmüyor. Eskisi gibi bizim gibi ülkelere döviz gelmiyor ama çıkış da çok şiddetli değil. Piyasada dövize talep var ki döviz yükseliyor. Piyasalarda bu talebi karşılayacak kadar döviz yok mu? Nerede bu Türkiye’deki dövizler?”

Yanıt basitti, hemen söyledim: “Türkiye’deki dövizler bizim Merkez Bankamızda… Biliyorsun, Merkez Bankası, bankaların Türk Lirası (TL) Yükümlülükleri için tutmak zorunda olduğu TL zorunlu karşılıklar için ROM ve ROK adını verdiği bir mekanizma getirdi. Bankalara TL yerine altın ve döviz yatırabilirsiniz, dedi. Bankalar da bu opsiyonları kullandı ve ellerinde ne kadar yabancı para cinsinden varlık varsa bunları Merkez Bankası’na zorunlu karşılık olarak yatırdı. Bu nedenle piyasada döviz kıt” dedim.

Arkadaşım, “Ama bizim Merkez Bankamız içeriye çok döviz girdiğinde, ROM oranlarını artırırız ve/veya ROK katsayılarını yükseltip fazla giren dövizi piyasadan TL genişlemesi olmadan çekmiş oluruz, böylece TL de fazla değerlenmemiş olur, dememiş miydi?” diye sordu.

“Evet” dedim.

“Peki şimdi tam tersi bir durum var. Neden Merkez Bankası, ROM ve ROK oranlarında oynama yaparak piyasadaki döviz arzını artırmıyor?” dedi.

Ben de, “Haklısın aslında bunu yapabilir ama bununla dövizdeki artışı durdurup durduramayacağının bir garantisi yok. Yine de denenebilir. Denemeden anlayamayız” dedim.

Arkadaşım da “O zaman bu ROM ve ROK yalnızca döviz girişinin olduğu dönemlerde işe yarıyor, tersi durumda bu mekanizma işlemiyor” dedi.

“Ben de ayarlama mekanizması olarak biliyordum ama yanılmışım. 2011 yılında yüksek cari açık ve yüksek kısa vadeli borç stoğu vardı. Merkez Bankası’nın da uluslararası rezervleri oldukça düşük düzeydeydi. Bu mekanizma ile bankaların ellerindeki altın ve dövizleri de uluslararası rezervlere katmış oldular. Ardından da biliyorsun Türkiye’nin kredi notu Rating kurumları tarafından yükseltildi” dedim.

Arkadaşım da “Rating kurumları bunu anlamadılar mı? Şimdi neden Merkez Bankası’nın elindeki dövizlerin bir bölümünün bankalara verilmesi gerektiğini söylüyorlar?” diye sordu. 

Ben de “Haftaya kadar müsaade et. Sana yanıtını veririm, belki okuyucular da yardım ederler” dedim…

Kaynak:businessht